• Twitter
  • Facebook
  • RSS

Archive for category: sistem yönetimi

Aşağıdaki yazı eski stajerlerimizden Ramazan İlhan Akkan tarafından yazılmıştır.

Munin bir sistem izleme aracıdır. Adını İskandinav mitolojisindeki tanrı Odin’in kuzgunlarının birisinden alır. Bu kuzgunlar bütün Midgrad’ın üstünden uçar ve gördüklerini geri dönüp Odin’e anlatırlarmş. Bu araçta aslında aynı görevi yerine getiriyor. Performansını izlemek istediğimiz sistemlerden gereken bilgileri belirli aralıklarla alıp ana servera getiriyor. Daha sonra da onları bize web arayüzü aracılığı ile grafiksel olarak sunuyor.

Program 2 paketten oluşuyor; Munin ve Munin-node. Munin paketini bilgilerin toplanacağı servera, Munin-node’u ise izlenilecek sistemler üzerine kuruyoruz. Muninin bize sunduğu pluginler sayesinde sistem hakkında bilgileri alabiliyoruz. Tabi ki hangi pluginleri çalıştıracağımıza biz karar veriyoruz. Muninin geniş bir plugin deposu olmasına rağmen eğer aradığımız bir plugini bulamazsak munin bize gereken plugini kendimizin yazmasına olanak veriyor. Programın en güçlü yanlarından birisi de bu özelliği. Performansını izlemek istediğiniz bir CPU, RAM veritabanı ve hatta uygulama bile olabilir. Tek yapmamız gereken ihtiyanımız olan veriyi bize getirecek olan plugini bulmak veya yoksa yazmak.

Plugin yazabilmek için biraz Perl veya Bash script dilleri hakkında bilginiz olması gerekiyor. Bu güçlü araç Perl dili kullanılarak yazılmış ve içinde RRDtool’u bulunduruyor. Buda topladığı verileri grafiksel olarak bize sunmasını sağlıyor. Bize sadece bu grafikleri takip etmek kalıyor. Ama eğer işimiz sadece bu değilse bütün gün oturup bu grafikleri izleyemeyeceğimiz açık. Munin bu sorunu da hallediyor. Tek yapmamız gereken bizim için önemli olan değerleri munine söyleyip bu değerler aşıldığında veya altına düşüldüğünde bize mail ile haber vermesini istemek.

Muninin bize sağladığı özelliklerden bir başkası ise birden fazla grafiği tek bir grafikte toplayabilmesi. Mesela 3 ayrı sistem üzerinde bir uygulamanın çalışmasını izlemek istiyorsanız bunları ayrı ayrı grafiklerden takip etmeniz size vakit kaybettirir. Bu yüzden bunları tek bir grafikte toplayıp incelemek durumu daha iyi gözlemleyebilmenize ve vakit kazanmanıza olanak sağlar.

Munin kullanımı ve ayarlanması son derece basit bir araçtır. Linux, FreeBSD, NetBSD, Solaris, AIX ve Windows platformları üzerinde çalıştırılabilir.. Size sunduğu web arayüzünü ve oluşturduğu grafikleri görmek için Munin’in resmi sitesinden aldığım şu linkteki çalışan bir örneğine bakabilirsiniz; http://munin.ping.uio.no/

Her gün kullandığımız bilgisayar ve bir dolu uygulama bulunmakta. Kısa bir geçmişe göre en önemli gelişme, artık internete ya da bir networke bağlı olmayan bir bilgisayar neredeyse işe yaramaz olarak görülmekte. “İletişim çağı” deniyor, ama aslında bizi iletiştirmek için çalışan bir sürü sistemler var. Bunları bir bilişimci anlattığı zaman japonca gibi gelse de aslında sistem oldukça basit. Esas belki de yapılması gereken, kurulan sistemlere bir iki adım geriden bakıp, onları anlamak belki de felsefesine vakıf olmak. Bu bilgisayarımızın içinde yaşayan küçük adamların bizi nasıl iletiştirdiği ile ilgili biraz bilgi sahibi olalım. Bu iletişim sistemi ile ilgili felsefe yapmadan önce sizi sıkmamaya çalışarak sistemi size anlatayım.

Önce bir protokollere bakalım. Bir sürü garip harf karmaşası arasından bir kaçına göz atalım.

DNS (Domain Name System): Bizdeki yansıması nüfusa dayalı adres sistemi olarak basitçe anlatılabilir. Yani muhtarlardan nüfus müdürlüklerine kadar kurulu tüm sistem. DNS bize kimin nerde olduğunu söyler. Yeni bir eve taşındınız, muhtara başvurup beni arayanlar artık bu adresten bulabilir şeklinde bir beyanda bulunuyoruz. Ordan da nüfus müdürlüklerine dağılıyor bu bilgi. Internette muhtarlık nasıl oluyor? Aldığımız alan adlarını (www.spp42.com gibi) Internetin muhtarına kayıt ettiriyoruz. Bu alan adı bu adreste (adres de IP adresi 141.141.123.10 gibi) Bizi bulmak isteyenlerde bu müdürlüklere başvurup adresimizi buluyorlar. Aynı işlemi bu sayfaya gelmek için siz de uyguladınız. Bilgisayarınız blog.spp42.com adresine gelmek için DNS sunucularına (muhtarlarınız) bu adres nerde diye sorup adresi öğrendikten sonra bu sayfaya geldi. Nasıl muhtara yanlış beyanda bulunulabiliyorsa (ki aslında bu suçtur) DNS kayıtları da yanlış olabilir, ya da muhtarların o kağıt karmaşasında evrak kaybetmeleri gibi DNS kayıtlarının da başına bir şeyler gelebilir. Ya da muhtarımız o adresi nasıl bulacağını bilmiyordur (bkz Türk Telekomun DNS’leri) . Daha da kötüsü kötü niyetli muhtar bize bilerek yanlış adres söylüyordur (bkz. youtube.com nasıl bloklanıyor).

SMTP (Simple Mail Transfer Protocol): Bunlar eskiden sokaklarımızda olan (ama artık neredeyse tüm sokaklarımızdan silinmiş olan) posta kutularıdır. Eğer hatırlarsanız bu kutulara mektuplarımızı atardık. İçinden bir mektup almanız mümkün değildir. Tek yönlüdür. SMTP de böyledir. Göndermek istediğimiz mailleri üzerinde yazan adreslere iletmekle mükelleftir. Adresleri nerden bulur derseniz internetin muhtarlarına (DNS) sorar tabi ki. Bu sebeple e-mail ayarlarını girerken hem gelen sunucu hem giden sunucu diye ayarlar yapılır.

POP3 (Post Office Protocol version 3): Bunlarda internetin postaneleri gibi tanımlanabilir. Ama sadece size gelen mektupları vermekle yükümlü olan bir postane. Postacısı olmayan sizin kendinizin gidip almanız gereken bir yer. Bu sebeple e-mail uygulamarında “gönder-al” diye bir fonksiyon vardır. Artık bu gönder-al işlemi belli sürelerde otomatik olarak uygulama tarafından yapılmaktadır.

Şimdilik burada bırakalım. Daha çok harf kalabalığı var. HTTP, TCP, UDP, IP vs. vs. vs.